..




Konusu:

Daha az çalışmak, daha iyi yaşamak anlamına gelir mi?


Yazar Rumuzu: anıl1292
Eser Sıra Numarası: 140220eser15



                                                             UYANMA VAKTİ!

    Kâinata baktığımızda bir denge, bir düzen halinde olduğunu görürüz. Her canlının kendine göre vazifeleri vardır. Canlılar vazifelerini aksattığında dengelerin yavaş yavaş bozulduğunu ve çeşitli arızaların, olumsuzlukların yaşandığını görürüz. Herkes vazifesini bilir ve o düzen içerisinde hareket eder. Aksi takdirde faturasını ödeyemeyeceğimiz neticelerle karşı karşıya kalırız. 

İşimiz bizi hayata bağlayan bir iptir aslında. Telefonlarımızın bizim işimiz haline geldiğinin herkes farkındadır. Bugün nasıl ki telefonlardan bağımızı koparamıyorsak mutlu olmak için de işimize bağlanmalıyız. Sevgiye ulaşmak için çalışmak gerekir, bağlılık gerekir. Hayattan düğümümüz kopmadıkça biz çalışmaya devam edeceğiz. Dünya döndükçe, kalbimiz attıkça, Güneş doğup battıkça çalışmalıyız. Devler gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak gerekir.” 

Hayatımız boyunca bazı kararlar vermek zorunda kalırız. Bu kararların en başında her zaman çalışmak yer alır. İnsanlar, hayvanlar ve bütün canlılar nesillerini yaşatmak için çalışmak zorundadırlar. Aksi takdirde nesillerini kendileri yok etmiş olacaklardır. Hayatımızda başarılı olmak için çalışırız, çalışırız ve daha çok çalışırız. Çalışmak özgürlük değil, sorumluluk ve özveri gerektiren uğraştır. Çalışmak mutlu olmamız için ne kadar özgürlüğümüzü kısıtlasa da en sonunda başarının verdiği o gerçek mutluluğu yaşamaya değecektir. 

Bir şişe suyu içen kişi içerken keyif alabilir ama içindeki su bittiğinde, içtiği su kişi için anlamını yitirir ama su için büyük anlamlar taşır ve kazanan daima su olur. Su çalışmış, temiz kalmış, kaynağından gelmiş, muhatabına ulaşmış ve karşılığında da kendini sevdirmiş ve hedefine ulaşmış olur. Kişi de çalıştığında aynı bir su gibi bir galip olacak, ya anlık mutluluk ya da sonsuz mutluluk yaşayacaktır. Daha az çalışıp sadece suyu içen taraf olursak mutluluğumuz her zaman kısıtlanacaktır. Fazla çalışan ise sonsuzluğun güzelliğindeki mutlulukta kaybolur gider.      

Tükenmez kalem tükenirken adı neden tükenmez kalem değil mi? Başta herkese kelime oyunu gibi gelse de tükenmez kalemi amacına ulaştıran onları kullananlardır. Biz bu hayatta tükenmez kalemi tükenmez kılanın çalışmak olduğunu, tükenmeden çalışmak olduğunu bilenlerden olmalıyız. Tükenmez kalemi işi bitince bir kenara fırlatan faydacılardan olmamalıyız. Hayatta herkes hak ettikleriyle yaşar, “biz bu hayatı hak ettik mi” diye ilk önce kendimize sormalıyız. Bu hayat için çalıştık mı? Sorumluluklarımızı yerine getirdik mi? Zaten hayatımızı bunlara dikkat ederek yaşadıysak, görevlerimizi hakkıyla yerine getirdiysek ait olduğumuz yeri değiştirmek bizim elimizde. 

“Hayata ışık tut ama gölgesi olma.” Bizler hayata ışık tutan kişiler olacağız fakat önümüzdeki taşları kaldırmazsak gölgenin kölesi olmaya her zaman mahkumuz. Bir montun kalıbı değil seni sıcak tutan içindekilerdir. Biz içi boş olan bardağı doldurmak için her zaman çalışacağız ki büyük olanlar her zaman üstün kılınmasın. İçi doluyken baktığımız bardağın bir de boş tarafıyla bakmalıyız. O zaman göreceğiz ki o sadece kalıp ve işlevsiz. Değer verdiklerimizi elimizde tutmanın yolunu bulamadıysak camı açtığımızda hayallerimiz dünyanın bir parçası olacaktır. Bu hayatta yapbozun bir parçası değil kendisi olalım. Tek başımıza yetersiz, birleştiğimizde kıymetli olalım. Duvarlar sağlam değilse altında kalan insanlar nasıl sağlam olabilir ki. Kendi duvarlarımızın yıkılmasına göz yumuyorsak, sapa sağlam tutmak da bizim elimizde ve sorumluluğumuzdadır. Gözümüzü açarsak gerçekler gözükür fakat biz sadece gözümüzü açıyoruz ardından bütün zorluklara göz yumuyoruz. Aslında biz çalışmanın kıymetini bilmeden o an başlamadan biten hayallere dönüşünü seyrediyoruz. Sular sürekli tükeniyor, tüketiliyor ama su kimler için tükeniyor. Çalışmasını, hayatını ve ömrünü yarıda bırakan insanlar için hak ettiğini alamayan insanların suyu tükeniyor.  Bu hayatta temiz olanın, ya da kirliliğini belli etmeyenin kendi içinde acılar, zorluklar çektiğini o zorlukları aşmaya çalıştığını ve bunu başardığını görebiliyoruz. Özetle yolumuza çıkan engelleri tek hedefimiz olan zafer için kaldırmalıyız. Çalışarak mutlu olduktan sonra, o mutluluğu kalbin cevheri haline getirdikten sonra, paraya ne gerek vardır ki? Zafer ve mutluluk hayat satın alabilecek kadar değerlidir zaten. Biz uykuya dalıyoruz, kim bilir ne zaman uyanacağız.